ABD ordusu, İran’a yönelik hava saldırılarının art arda 13’üncü gecede de devam ettiğini açıkladı. Operasyonda İran’daki askerî komuta merkezleri, insansız hava aracı depoları, haberleşme ağları, kıyı gözetleme noktaları ve deniz unsurlarının hedef alındığı bildirildi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı tarafından yürütülen saldırılar, Washington’ın İran’ın askerî kapasitesini ve bölgedeki deniz faaliyetlerini sınırlandırma hedefinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Saldırıların kesintisiz biçimde sürmesi, çatışmanın kısa sürede sona ermeyeceğine ilişkin endişeleri güçlendirdi.
ABD yönetimi, operasyonların Körfez bölgesindeki Amerikan askerlerini ve uluslararası deniz taşımacılığını korumayı amaçladığını savunuyor. İran ise saldırıları egemenliğinin ihlali olarak değerlendirerek karşılık vermeyi sürdüreceğini belirtiyor.
Tarafların açıklamaları, diplomatik çözüm ihtimalinin giderek zayıfladığına işaret ediyor. Bölge ülkeleri ise çatışmaların kendi topraklarına ve kritik altyapılarına yayılmasından endişe ediyor.
İran, ABD’nin hava saldırılarına Körfez ülkelerinde bulunan Amerikan askerî noktalarını hedef alarak karşılık verdi. Füze ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen saldırılarda Ürdün, Kuveyt ve bölgedeki diğer Amerikan askerî varlıklarının hedef alındığı bildirildi.
Bazı saldırıların bölge ülkelerinin hava savunma sistemleri tarafından önlendiği açıklanırken askerî tesislerin çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı. ABD’ye ait birliklerin bulunduğu Irak’ın kuzeyindeki Erbil kentinde de patlayıcı taşıyan insansız hava araçlarının tespit edildiği belirtildi.
Çatışmalarda öne çıkan gelişmeler şöyle sıralanıyor:
ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının 13 gece boyunca devam etmesi
İran’ın Körfez ülkelerindeki ABD üslerini hedef alması
İsrail’in İran bağlantılı hedeflere yönelik operasyonlarını sürdürmesi
Füze ve insansız hava aracı kullanımının artması
Bölge ülkelerinde hava savunma önlemlerinin güçlendirilmesi
Deniz taşımacılığı ve enerji hatlarının risk altında kalması
Diplomatik ateşkes girişimlerinin sonuçsuz kalması
ABD ile İran arasındaki gerilim yalnızca iki ülke arasındaki doğrudan saldırılarla sınırlı kalmıyor. İsrail’in operasyonları, İran’ın bölgesel müttefikleri ve Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerinin hedef alınması, çatışmayı çok taraflı bir güvenlik krizine dönüştürüyor.
Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerini hedef alması da bölgesel gerilimin deniz taşımacılığına yansıdığını gösterdi. Washington, İran’ı Husilerin saldırılarından sorumlu tutacağını açıklarken Tahran bu suçlamaları reddetti.
Çatışmanın Kızıldeniz, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçişlere yayılması, küresel enerji arzı açısından ciddi risk oluşturuyor. Petrol tankerlerinin rotalarını değiştirmesi veya boğaz geçişlerinin aksaması hâlinde taşıma ve sigorta maliyetlerinin hızla yükselmesi bekleniyor.
Enerji piyasalarındaki arz endişeleri petrol fiyatlarını yukarı taşırken yatırımcıların güvenli liman varlıklarına yönelme eğilimi de güçleniyor. Buna karşılık yükselen enerji maliyetleri, küresel enflasyon ve faiz beklentileri üzerinde yeni bir baskı oluşturuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın saldırılarını sürdürmesi hâlinde daha kapsamlı askerî operasyonların gündeme gelebileceği mesajını verdi. Washington yönetiminin bölgeye ilave askerî personel, uçak ve savunma sistemleri gönderdiği belirtiliyor.
İran yönetimi ise saldırıların durdurulmaması durumunda Amerikan hedeflerine yönelik karşılıkların devam edeceğini bildiriyor. Karşılıklı tehditlerin sertleşmesi, yanlış hesaplama sonucunda çatışmanın kontrolden çıkma riskini artırıyor.
Uluslararası kuruluşlar ve bölge ülkeleri taraflara saldırıları durdurma ve yeniden müzakere masasına dönme çağrısında bulunuyor. Ancak devam eden askerî operasyonlar ve karşılıklı güvensizlik, kısa vadede kalıcı bir ateşkes sağlanmasını zorlaştırıyor.
ABD’nin 13’üncü gece de sürdürdüğü saldırılar, İran’la yaşanan çatışmanın geçici bir askerî operasyon olmaktan çıkarak uzun süreli bir bölgesel krize dönüşebileceğini gösteriyor. Önümüzdeki süreçte İran’ın vereceği karşılık, ABD’nin operasyonlarının kapsamı ve bölge ülkelerinin çatışmaya yaklaşımı belirleyici olacak.