Yemen’deki İran destekli Husiler, Kızıldeniz’de seyreden Encelia ve Layla adlı iki Suudi petrol tankerini balistik ve seyir füzeleriyle birlikte insansız hava araçlarını kullanarak hedef aldıklarını açıkladı. Husiler, gemilerin Suudi Arabistan’a karşı ilan ettikleri deniz ablukasını ihlal ettiğini savundu. Suudi makamları ise saldırıya uğrayan gemilerden birinin güvenliğinin sağlandığını ve mürettebatın koruma altına alındığını bildirdi.
Saldırılar, Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan Babülmendep Boğazı’nın güvenliğine ilişkin endişeleri belirgin biçimde artırdı. Boğaz, enerji ürünlerinin ve konteyner yüklerinin Avrupa, Asya ve Afrika arasında taşınmasında kullanılan en önemli deniz geçişlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Babülmendep üzerinden gerçekleştirilen taşımacılığın aksaması, yalnızca Suudi Arabistan’ın petrol ihracatını değil, Süveyş Kanalı’nı kullanan küresel konteyner hatlarını da etkileyebilir. Bazı gemilerin Husi tehditlerinin ardından yön değiştirmesi, şirketlerin bölgedeki riskleri yeniden değerlendirmeye başladığını gösteriyor.
Denizcilik şirketlerinin Babülmendep ve Kızıldeniz rotalarından uzaklaşması durumunda gemilerin Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu üzerinden seyretmesi gerekebilir. Bu rota, yolculuk süresini uzatırken yakıt tüketimini, personel giderlerini ve gemi kiralama maliyetlerini önemli ölçüde artırıyor.
Reuters tarafından aktarılan hesaplamalara göre alternatif güzergâhların kullanılması, bazı tanker seferlerinde yakıt maliyetini yaklaşık 1,26 milyon dolardan 2,87 milyon dolara çıkarabilir. Süveyş Kanalı’nın kullanılması hâlinde ise yolculuk maliyetine yaklaşık 1 milyon dolarlık ek kanal geçiş ücreti eklenebiliyor.
Kızıldeniz’deki güvenlik krizinin deniz taşımacılığına olası etkileri şöyle sıralanıyor:
Saldırıların ardından Kızıldeniz’in güneyinden geçen gemilere uygulanan savaş riski sigortası maliyetlerinin bazı şirketler için iki katına çıktığı bildirildi. Sigorta şirketleri, geminin taşıdığı yük, bayrağı, sahibi, geçmiş rotaları ve Suudi limanlarıyla bağlantısı gibi unsurları dikkate alarak daha yüksek prim talep edebiliyor.
Sigorta primlerindeki artışın navlun fiyatlarına ve nihai ürün maliyetlerine yansıması bekleniyor. Özellikle petrol, sıvılaştırılmış doğal gaz, otomotiv parçaları, elektronik ürünler, tekstil ve gıda taşımacılığında yaşanabilecek gecikmeler, Avrupa ve Asya’daki şirketlerin stok planlarını zorlaştırabilir.
Babülmendep Boğazı’nın tamamen kapanması veya geçişlerin önemli ölçüde azalması, hâlihazırda güvenlik baskısı altında bulunan diğer enerji güzergâhlarının üzerindeki yükü de artırabilir. Boğazın küresel ticarette önemli bir paya sahip olması nedeniyle uzun süreli bir kesinti, enerji arzı ve uluslararası mal ticareti açısından daha geniş çaplı sonuçlar doğurabilir.
Husi saldırıları ve deniz ablukası tehdidi, uluslararası petrol fiyatlarında da yukarı yönlü hareketi hızlandırdı. Brent petrolün varil fiyatı, Kızıldeniz’deki saldırıların ardından 100 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Piyasalardaki yükselişte Suudi petrolünün güvenli biçimde küresel pazarlara ulaştırılmasına ilişkin endişeler etkili oldu.
Krizin devam etmesi hâlinde enerji fiyatlarındaki artışın ulaşım, üretim ve tüketici fiyatları üzerinde yeni bir enflasyon baskısı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Denizcilik şirketleri önümüzdeki dönemde güvenlik uyarılarını, sigorta koşullarını ve askeri gelişmeleri yakından takip edecek.
Kızıldeniz’de güvenliğin yeniden sağlanamaması durumunda, Afrika’nın güneyinden geçen daha uzun rotaların kalıcı hâle gelmesi ve küresel deniz taşımacılığı maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalması beklenebilir.