Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde hızla yayılan Bundibugyo kaynaklı Ebola salgınıyla mücadele, virüsün bu türüne karşı onaylanmış özel bir aşı veya tedavi bulunmaması nedeniyle giderek zorlaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü, mevcut lisanslı Ebola aşılarının esas olarak farklı bir tür olan Zaire ebolavirüsüne karşı geliştirildiğini belirtiyor.
Bundibugyo virüs hastalığına karşı hâlen lisanslı bir aşı veya virüse özel tedavi bulunmuyor. Hastalara sıvı ve elektrolit desteği, oksijen, ağrı kontrolü ve eşlik eden sağlık sorunlarının tedavisi gibi destekleyici bakım uygulanıyor. Erken teşhis ve hızlı destekleyici tedavinin hayatta kalma ihtimalini artırabileceği belirtiliyor.
Zaire türü için onaylanan antikor tedavilerinin Bundibugyo virüsüne karşı etkili olduğu henüz kanıtlanmış değil. Bu nedenle araştırmacılar, salgın sırasında deneysel aşı ve ilaç adaylarının klinik çalışmalarda değerlendirilmesini hızlandırmaya çalışıyor.
Uzmanlar, salgın kontrolünde aşı eksikliğinin temaslı takibi, izolasyon ve güvenli defin uygulamalarını daha da önemli hâle getirdiğine dikkat çekiyor.
Salgının kontrol altına alınabilmesi için doğrulanmış vakalarla temas eden kişilerin hızla belirlenmesi, sağlık durumlarının düzenli izlenmesi ve belirti göstermeleri hâlinde izole edilmesi gerekiyor. Ancak sahadaki son değerlendirmeler, temaslı olduğu belirlenen kişilerin yüzde 9’undan azının düzenli biçimde izlenebildiğini gösteriyor. Bu durum, belirti göstermeden farklı bölgelere hareket eden kişilerin yeni bulaşma zincirleri oluşturması riskini artırıyor.
Salgınla mücadeleyi zorlaştıran başlıca sorunlar şöyle sıralanıyor:
Sağlık tesisleri ve Ebola müdahale ekiplerine yönelik en az 12 saldırı kaydedildiği, bazı yardım kuruluşlarının güvenlik gerekçesiyle çalışanlarını riskli bölgelerden çektiği bildirildi. Ön saflarda görev yapan sağlık çalışanlarının bir bölümü ise aylardır ücret alamadıklarını belirterek greve başladı.
Salgının etkili olduğu doğu bölgelerinde uzun süredir devam eden çatışmalar, sağlık ekiplerinin bazı yerleşimlere ulaşmasını engelliyor. Tedavi merkezlerine, defin ekiplerine ve sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar, müdahale kapasitesini azaltırken halkın sağlık kurumlarına duyduğu güvensizliği de artırıyor.
Bazı ailelerin hastalarını tedavi merkezlerine götürmek yerine evlerinde sakladığı veya geleneksel defin törenlerini sürdürdüğü belirtiliyor. Ebola virüsü, enfekte kişilerin kanı ve diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşabildiği için hastaların evde tedavi edilmeye çalışılması ve korunmasız defin uygulamaları yeni vakalara yol açabiliyor.
Temas zinciri belirlenemeyen her vaka, salgının görünenden daha geniş bir alana yayılmış olabileceği endişesini güçlendiriyor.
Dünya Sağlık Örgütü, bilim insanları ve uluslararası sağlık kuruluşları, Bundibugyo türüne karşı geliştirilen aşı ve tedavi adaylarının acil koşullarda değerlendirilmesi için çalışmalar yürütüyor. Bazı deneysel aşıların klinik denemelere alınması planlanırken araştırmacılar mevcut antikor tedavilerinin virüs üzerindeki olası etkisini de inceliyor.
Ancak yeni bir aşının güvenliğinin ve etkinliğinin kanıtlanması, üretim kapasitesinin oluşturulması ve salgın bölgelerine ulaştırılması zaman gerektiriyor. Bu nedenle kısa vadede en etkili mücadele araçları erken teşhis, temaslı takibi, hastaların izolasyonu, koruyucu ekipman kullanımı ve toplumla güvene dayalı iletişim kurulması olarak öne çıkıyor.
Temaslı takibinin mevcut düşük düzeyde kalması ve sağlık hizmetlerindeki kesintilerin sürmesi hâlinde salgının yeni bölgelere ve komşu ülkelere yayılma riski bulunuyor. Uzmanlar, sağlık çalışanlarına ödemelerin yapılması, güvenliğin sağlanması ve yerel topluluklarla iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.