Petrol Şoku Faiz Artırımı Beklentilerini Güçlendirdi
Küresel enerji piyasalarında yaşanan sert yükseliş, merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentileri yeniden değiştirmeye başladı. Brent petrolün 90 dolar seviyesini aşmasıyla birlikte yatırımcılar, ABD ve Avrupa’da enflasyonun yeniden hızlanabileceği ihtimaline odaklandı.
Petrol fiyatlarındaki artışın ulaşım, üretim, lojistik ve gıda maliyetlerini yükseltebileceği endişesi, faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalacağı beklentisini güçlendirdi. ABD’de uzun vadeli tahvil getirileri yükselirken 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5 seviyesinin üzerine çıktı. Bu hareket, piyasalarda enflasyon riskine karşı daha yüksek getiri talep edildiğini gösteriyor.
Fed İçin Faiz İndirimi Seçeneği Zayıflıyor
ABD Merkez Bankasının temmuz ayı toplantısında faizleri sabit tutması bekleniyor. Piyasalarda Fed’in 29 Temmuz’daki toplantısında faiz değişikliğine gitmeme olasılığı yüzde 85’in üzerinde fiyatlanıyor. Ancak bazı Fed yetkililerinin kalıcı enflasyon risklerine dikkat çekmesi, ilerleyen aylarda faiz artırımının yeniden gündeme gelebileceği beklentisini güçlendirdi.
Piyasaların temel endişesi, petrol fiyatlarındaki yükselişin geçici kalmaması ve enerji maliyetlerinin diğer ürün ve hizmetlerin fiyatlarına yayılması. Böyle bir durumda Fed’in faiz indirimi planlarını ertelemesi, hatta enflasyonu kontrol altına almak için yeniden faiz artırmayı değerlendirmesi mümkün olabilir.
ABD tahvil piyasasında öne çıkan gelişmeler şöyle sıralanıyor:
- Petrol fiyatlarının enflasyon beklentilerini yükseltmesi
- Kısa ve uzun vadeli tahvil getirilerindeki artış
- Faiz indirimi beklentilerinin zayıflaması
- Fed yetkililerinden gelen sıkı para politikası mesajları
- Dolar ve teknoloji hisseleri üzerindeki baskının artması
Bazı piyasa kurumları 2026 yılı içinde birden fazla faiz artırımı yapılabileceğini öngörüyor. Ancak yatırımcıların tamamı bu görüşe katılmıyor. Bazı analistler, petrol kaynaklı enflasyonun arz koşulları normalleştiğinde gerileyebileceğini ve tahvil piyasasının faiz artışı beklentisinde fazla agresif davrandığını savunuyor.
Avrupa Merkez Bankası Zorlu Bir Dengede
Avrupa Merkez Bankası da yükselen enerji fiyatları nedeniyle zor bir politika süreciyle karşı karşıya bulunuyor. Avro Bölgesi’nde yıllık enflasyon mayıs ayında yüzde 3,2’ye yükselirken enerji maliyetleri yıllık bazda yüzde 10,9 arttı. ECB, enerji kaynaklı fiyat baskısını sınırlamak amacıyla haziran ayında faiz artırımına gitmişti.
Petrol fiyatlarının yeniden yükselmesi, ECB’nin temmuz toplantısında faizleri sabit tutsa bile yılın ilerleyen dönemlerinde yeni bir artış yapabileceği beklentisini artırıyor. Piyasalarda özellikle eylül ayında faiz artırımı yapılabileceği ihtimali değerlendiriliyor.
ECB açısından en büyük risk, yüksek faizlerin zaten kırılgan olan Avrupa ekonomisini daha fazla yavaşlatması. Buna karşılık enerji fiyatlarının ücretlere, hizmetlere ve üretim maliyetlerine yayılması durumunda enflasyonun kalıcı hâle gelmesi de önemli bir tehdit oluşturuyor.
Merkez bankaları bu nedenle yalnızca petrol fiyatlarını değil, enerji maliyetlerinin tüketici fiyatlarına ne ölçüde yansıdığını da yakından izleyecek. Önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon, istihdam ve ekonomik büyüme verileri, hem Fed’in hem de ECB’nin faiz kararlarında belirleyici olacak.
Küresel piyasalarda artık temel soru faizlerin ne zaman indirileceği değil, yeni bir faiz artırımının gerekip gerekmeyeceği. Petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalması durumunda tahvil getirilerindeki yükselişin sürmesi, borsalarda satış baskısının artması ve kredi maliyetlerinin daha uzun süre yüksek kalması beklenebilir.